Levent Aydın, sogutma sistemlerinin 30 yılına fener tuttu Reviewed by Momizat on . Frigo Block Yönetim Kurulu Üyesi Levent Aydın, entelektüel bir kişilik olmasının yanında konuşmalarını gülümseten figürlerle süsleyerek, anlatısını dinlenir hal Frigo Block Yönetim Kurulu Üyesi Levent Aydın, entelektüel bir kişilik olmasının yanında konuşmalarını gülümseten figürlerle süsleyerek, anlatısını dinlenir hal Rating: 0
You Are Here: Home » Soğutma Sistemleri » Levent Aydın, sogutma sistemlerinin 30 yılına fener tuttu

Levent Aydın, sogutma sistemlerinin 30 yılına fener tuttu

Frigo Block Yönetim Kurulu Üyesi Levent Aydın, entelektüel bir kişilik olmasının yanında konuşmalarını gülümseten figürlerle süsleyerek, anlatısını dinlenir hale getiren bir isim. Bizim
bu hikayeyi dinlerkenki sohbetimize de ‘hakiki laz’ olduğunu söyleyerek başlıyor. 1961 yılında Hopa’da dünyaya gelen Levent Aydın, Türkiye’de bütün Karadeniz Bölgesi’ne ‘laz’ olarak hitap edildiğini ancak bunun doğru olmadığını, sadece Doğu Karadeniz’deki 3-4 kasabada ‘laz toplumu’nun bulunduğunu belirtiyor. Bu kasabalardaki insanlar da özlerinde Lazca denen bir lisan konuşuyor. Ancak artık Lazca konuşan insan sayısı hemen hemen hiç kalmadı diyebiliriz. Şu anda esas Lazların bir bölümü Doğu Karadeniz’in Doğu’sunda, bir bölümü de Gürcistan’da
yaşıyor.

İşte Levent Aydın’da bu Laz topluluğunun bir parçası olarak 1961 yılında dünyaya gözlerini açtı. Babası subay olduğu için Anadolu’nun birçok ilinde yaşadı. 1977 yılında da İstanbul’a geldi
ve Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ne başladı. Üniversite yıllarında, o dönemin ekonomi gazetelerinden olan Rapor Gazetesi’nde pazarlama müdürlüğü yaptı ve arkadaşlarını da toplayarak bir ekip kurdu. 2-3 yıl boyunca da gazetecilik alanında deneyim kazandı. 1983 yılında Mimarlık Fakültesi’ni bitirdi ve sektörel çalışma hayatına başladı.

Firma, Panel Sistem adıyla faaliyete başladı

Ali Cenap Üstünkaya ve Levent Aydın sandwich panel üreten İzopan firmasında yaklaşık 5 yıl mühendis olarak çalıştı. Biri daha çok pazarlama diğeri ise teknik tarafa bakıyordu. Sandwich panel endüstriyel binaların çatı/cephe paneli olarak yürürken, 1989’dan sonra soğuk hava deposu paneline dönüştü.O zamana kadar dünyada böyle bir şey yoktu. 1989 yılında panellerin kalınlıkları arttı, içine kilitler yerleştirildi ve soğuk hava deposunda kullanılmaya başlandı. Türkiye’de soğuk hava deposu üretimi yapan ilk firmalardan biri de onlardı. Soğuk hava deposu üretimine başlandıktan sonra, şirketin yönü tamamen soğutmacılara döndü. Kısacası; inşaat firmaları ve müteahhitlerden oluşan bir müşteri portföyüne sahipken, portföy soğutmacılar yönünde değişti. 1989-1991 yılları arasında hem en iyi olduklarıhem de en çok ters düştükleri müşteri ise Friterm’di. Friterm firmasının sahipleri de Cemal Yılmaz ve Metin Duruk idi. O dönem gerek yurtiçinde gerek yurtdışında iki firma birlikte birçok projeye imza attı. Soğutma sektörünün Rusya’da proje yapan ilk firması oldular. Aralarındaki ilişki güçlendi ve 1991 yılında güçlerini birleştirme kararı aldılar. Panel Sistem ise böylece kurulmuş oldu.

1991’de 4 isim, ‘başarı’ hedefinde birleşti

Bu süreçten sonrasını Frigoblock Yönetim Kurulu Üyesi Levent Aydın, şöyle anlatıyor: “Metin Bey ve Cemal bey zaten endüstriyel soğutmayı çok iyi bilen insanlardı ve sektörde belli bir konuma sahiptiler. Cenap Bey ve ben de mimar olmamız nedeniyle endüstriyel binayı, çatıyı, paneli ve zemini biliyorduk. Dolayısıyla güçlerimizi birleştirerek komple soğuk hava deposu projelerini gerçekleştiren ve her konuda gereklilik neyse onu yapan bir firma olmayı amaçladık. Şu anda bunu da başardığımızı görebiliyorum. Aradan geçen sürenin sonunda şu anda Cemal Bey ve ben devam ediyoruz. Metin Bey ise yaklaşık 12-13 sene sonra bizden ayrıldı ama hala çok yakın dostumuz. Bütün sivil toplum kuruluşlarında omuz omuza beraber çalışıyoruz. Cenap Bey’de kendi isteğiyle 2 sene önce emekli oldu.”

Şirketin kurulduğu yıllarda kar marjları daha yüksekti

Şirketin kurulduğu yıllarda kar marjlarının çok yüksek olduğunu söyleyen Levent Aydın, o dönemin sanayi koşullarını şu sözlerle aktardı: “Şu anda hayal bile edemeyeceğimiz kar marjlarında proje yapıp, ürün satabiliyorduk. Konuyu bilen insan ve firma sayısı çok azdı. Ekonomimizde küçüktü ama biz o dar koşullarda konusunu çok iyi bilen 5-10 firmadan biriydik. Dolayısıyla şirketin devamlılığını ve ayakta kalmasını İz Bırakanlar 126 Ocak, 2018 sağlamak daha kolaydı. Çünkü yatırım yapabiliyordunuz. Diğer pencereden baktığınızda ise dünya ile iletişimimiz çok zordu. 90’lı yıllarda yurtdışına çıkmak veya döviz elde etmek kolay değildi. Avrupa Birliği ile entegrasyon başlamıştı ama biliyorsunuz ki: bu süreç 50 yıldır devam ediyor. Gümrük Birliği çalışmalara başlamıştı ancak entegrasyona geçmemişti. Bizim kullandığımız ürünler gümrük vergisine tabi ürünlerdi. İnternet olmadığı için bilgiye ulaşma veya yabancı ülkelerle yardımlaşma çok zordu. Her zaman vurguluyorum: global markaların ülkemizde olması, hem ülkeye hem de bize fayda sağlıyor. O dönemde global marka Türkiye pazarında ya yoktu ya da yok denecek kadar azdı. Bunların hepsi 2000’li yıllarda gelişti. Ondan önceki yıllarda malzeme temini vemaliyetlerin yüksek olmasından dolayı ihracat kolay yapılamıyordu. Bizim sektörümüz şu anda ihracatla varlığını devam ettiriyor. Turgut Özal’ın Türkiye’yi dünyaya açması,tam serbest ekonomiye geçmemiz ve Avrupa ile olan gümrüklerin kalkmasından sonra biz hem dünyayla rekabet etmeye hem de dünyaya mal satabilmeye başladık.”

Dönemsel zorluklar kabuk değiştirmeyi beraberinde getiriyor

Tam bu sırada Levent Aydın’a zor durumda kaldığını hissettiği durumların olup olmadığını sorduk. O da tüm samimiyetiyle anlatmaya devam etti: “1994 yılında Türkiye’de bir ekonomik kriz oldu. Döviz yaklaşık 2,5 katı yükseldi. Kendimizi toparlamaya çalışırken, 1998 yılında yeniden bir kriz yaşadık. O dönemde ‘Eyvah, biz ne yapacağız?’ dedik. Çünkü hammaddeyi yurtdışından gümrük vergisiyle birlikte alıyoruz. Satışımızın tamamı ise yurtiçine. Özetle; malı döviz ile alıp, Türk Lirası ile satıyoruz. Malzemeyi alır almaz, satış yapamadığımız için de geçen süre içerisindeki döviz artışları bizi ciddi anlamda etkiliyor. 2000’li yılların başında dünyaya açılmamız gerektiğine karar verdik. Gemiyi başka türlü yürütmek mümkün değil. İhracat yapacağız. Arkadaşlarla toplandık ve dedik ki: ‘Bir stratejik harita oluşturalım ve o haritaya göre adımlarımızı belirleyelim.’ Ekibimiz stratejik bir yol haritası belirledi. Raporları inceledik. Yurtdışına ürün satmak için gayet güzel adımlar var. Belirlenen hedef pazarlarda ise İran, Irak, Azerbaycan, Rusya ve Bulgaristan var.

Ben o dönem dedim ki: ‘Böyle bir plan olmaz çocuklar, siz Avrupa’ya mal satmayı hedefleyin. İngiltere’ye, Almanya’ya ya da Fransa’ya ürün satalım.’ O dönem bunları hayal bile edemiyorsunuz. Ben de bu sözlerimle sadece onların vizyonlarını açmaya çalışıyordum. Benim bu tavrım sonrasında program değişti. CE Belgesi, ISO 9001 ve kurumsal kimlik tarafındaki tüm dokümanların İngilizceye çevrilmesi çalışmaları başladı. Firma her şeyiyle kabuk değiştirmeye başladı. 2 senenin ardından biz, İngiltere’ye konteynırlarla ürün göndermeye başladık. Buna şahit olunca arkadaşlara dedim ki: ‘Ben size bunu söylerken, inanın kendimde bunun olabileceğine inanmıyordum.’ Sektörümüzde bizim gibi birçok firma olduğunu düşünüyorum. Zaten 2000’li yıllardan sonra da ihracat artmaya başladı. 2002 yılından sonra da Kuzey Avrupa ülkeleri bizim ana pazarlarımız oldu. Şu anda yüzde 70’e yakın bir ihracat oranımız var. Sektörün de ihracat konusunda yüzde 50’ye yakın olduğunu tahmin ediyorum.”

 

Üstüne zaman eklenen her sıkıntı, yerini gülümsemeye bırakır

İlk ihracat yapmaya başladıklarında karşılaştıkları tirajı komik anılardan
birini de bizimle paylaşan Levent Aydın, aslında sadece kendi firmasının değil ihracat yapan tüm firmaların başından geçen benzerlikleri dile getiriyor. Çeşitli ülkelere gönderilen ürünlerin paketlenmesi aşamasında alışkın olmadıkları taleplerin bir anda büyük zorluklar olarak ortaya çıkmasına ilişkin yaşanan hikayelerden biri şu cümlelerle anlatıyor Levent Aydın: “İngiltere’ye soğutma makineleri göndereceğiz. Nakliye esnasında bir problem olmasın diye ürünleri güzel kalın ahşap kasalara koyduk. İngiltere’den şikayet üstüne şikayet geliyor. Diyorlar ki: ‘Bu ürünler ne kadar ağır, biz bunu taşıyamıyoruz.’ Hemen ambalaj malzemesini değiştirdik, İz Bırakanlar 128 Ocak, 2018 daha ince bir malzeme kullanmaya başladık. Yine şikayet geliyor. Bu kez diyorlar ki: ‘Siz buna o kadar çok çivi çakıyorsunuz ki; sökerken epey zaman harcıyoruz.’ Bu talepler karşısında ambalaj malzemesi iyice zayıfladı, ne yapsak diye düşündük. İçine beyaz köpükler koyduk. Tekrar şikayet geliyor. Ne yapacağımız şaşırdık, ‘Yine ne oldu’ dedik. Dediler ki: ‘Bunlar kimyevi malzeme. Biz bunları her bulduğumuz çöpe atamıyoruz, çöpe atmak için de 100 km yol gidiyoruz.’ Zamanla alıştık tabii. Ortak bir yol bulduk. Siz sadece bir bölgeye veya kültüre ihracat yapıyorsanız alışmak kolay ama çok fazla ülkeye ihracat yapıyorsanız alışmak zaman alıyor.”

 

Bazı yanlışlıklar, mucizeye dönüşebilir

Bu keyifli anlatıyı dinledikten sonra doyamadık ve Levent Aydın’da daha birçokları olduğuna inanarak bizim için bir tane daha anlatmasını istedik. Bir gün Norveç’ten bir müşteri soğutma makinesi siparişi veriyor. Norveç’te 220 volt trifaze enerji var. Avrupa’nın hiçbir yerinde yok bu. 220 monofaze’dir, 380 trifaze’dir. Onlarda bu durum tam tersi. Levent Aydın bu hikayeyi şöyle anlatıyor: “Biz normalde Norveç için de yurtdışından kompresör getiriyoruz ve stoklarımızda Avrupa standartları içerisinde muhafaza ediyoruz. Norveç’ten bir müşteri, 3-4 tane örnek makine siparişi verdi bize. Biz makineleri yapacağız, gelip fabrikada görecek, standartlarına bakacak; ardından he m onların onayını hem de yeni siparişini verecek. Müşteri Norveç’ten geldi, biz de makineleri hazırladık. Her tarafına baksın, incelesin diye ambalajları veya kapakları yok. Geldi ve dedi ki: ‘Felaket bir durum var. Ben size yanlış sipariş vermişim. Bunların kompresörleri 220 volt monofaze değil de trifaze olacaktı.” Dedim ki: ‘Dur bakalım, elimizde malzeme var mı? Varsa, seni burada birkaç gün misafir ederiz, değiştiririz.” Üretim tarafındaki arkadaşlara telefon açtım: ‘ Orada 220 volt monofaze 4 tane makine var. Hazır mı? Gelip bakacağız’ dedim. Aşağıdan ses çıkmıyor, sürekli bir kem küm. Sonra aralarındaki en cesaretli arkadaş çıktı, dedi ki: ‘Biz bunları yanlış üretmişiz. 220 volt monofaze değil, trifaze üretmişiz.’ ‘Tamam, öyle kalsın’ dedim. Müşteriye de dedim ki: ‘Merak etme, malzeme varmış, biz değişimiz sağlayacağız. Seninle bir yemek yiyelim gelelim.’ Yemek yedik geldik, üretim alanına indirdim. Tabii bu 2-3 saatte yapılacak bir değişim olmadığı için adamın gözleri açıldı. Yıllarca çalışmaya devam ettik.”

 

Soğutma sistemlerine entegrasyon süreci tamamlandı

Üretim süreçlerine ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Levent Aydın, şu cümlelere yer verdi: “1990’lı yılların başında problem: satmak değil, üretmekti. Ürettiğiniz şeyi, zaten satıyordunuz. Onun için ne bilgi birikimi ne insan gücü ne hammaddeye hakimiyet ne de uluslararası pazara hakimiyet yoktu. Cenap Bey ile biz panel konusuna hakim olduğumuz için ilk önce panel üretimine başladık. Soğutma tarafında ise yurtdışından ünite getirip stokluyorduk, burada hazırladığımız panellerle birleştirerek soğuk hava deposu taahhütleri yapıyorduk. Bu durum, 4-5 sene böyle devam etti. Ardından piyasaya ve işe alıştık. Mimarlar olarak biz de soğutma tarafına adapte olduk. 2008 yılından itibaren de soğutma makinelerini üretmeye başladık. Soğutma makinelerinde hem soğutma fonksiyonunu gerçekleştiren hem de teknik olarak önemli olan bölüm: ısı değiştiricilerdir. 2009 yılının başlarında da ısı değiştiricileri üretmeye başladık. Böylece soğutma makineleri konusunda da entegrasyonu tamamlamış olduk. Bunların dışında boya ve sac hatlarımız ve boru kesme/ bükme makinelerimiz var. Türkiye’de üretilemeyen kompresör hariç olmak üzere soğutma grubundaki tüm ürün grubunu tamamlamış olduk. İmkan oldukça yerli sanayinin ürünlerini kullanıyoruz ama bazı ana ürünleri mümkün olmadığı için Avrupa’dan getiriyoruz. Bizim bir de amonyaklı soğutma sistemleri üzerinde çalışan Frigo Mekanik firmamız var. Bu iki firmanın ortaklık yapısını eşitleyerek aynı çatı altında biraraya getirdik. Böylece hem ticari hem de endüstriyel tarafta çalışan soğutma sistemlerindeki entegrasyonumuzu tamamladık. 2 sene önce panel üretimi bize yük olmaya başladığı için bu taraftan tamamen çıktık. Konsantrasyonumuzun tamamını soğutma tarafına verdik.”

Frigoblock, 2018’de Afrika’ya odaklanacak

2017’ye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Levent Aydın, son olarak 2018 ve sonrasındaki döneme ilişkin planlama ve öngörülerinden de bahsetti: “10. ayın başından beri tüm ekip; 2017 yılının değerlendirmesini yapıp, 2018 hedeflerini oluşturmaya çalışıyoruz. Şu anda 70’e yakın ülke ile ticari faaliyetteyiz. Hangi bölgede daha güçlü olacağız? Hangi fuarlara katılacağız? vb. soruların cevaplarını belirlemeye çalışıyoruz. Arkadaşlar bir rapor hazırladı ve son 5 yılın dünya ticaret verilerini oluşturdu. Bu rapor, ‘Biz hangi ülkeye, ne ürünü satmışız? O ülke diğer ülkelerden ne almış?’ gibi bilgilere ışık tutuyor. Çünkü onların tüm dünyada yaptıkları ithalat oranının içerisinde bizim payımızı görmüş oluyoruz. Bir taraftan da dünya ülkelerinin ekonomik gelişme verilerini topluyoruz. Tüm bu çalışmaların sonunda da bir hedef belirliyoruz. Benim için esas önemli olan geçen senenin verileri. Çünkü 5 yıl önceki tabloya baktığımızda, bizim en büyük pazarlarımız Rusya, İngiltere, Almanya, Irak ve Suriye idi. Şu anda öyle değil. Bu sebeple,bundan 5 yıl önceki veriler bizi yanıltabilir. Sadece son 6 aya bakıp, ona göre bir strateji belirlemek lazım. Dolayısıyla hepimizin işi gittikçe zorlaşıyor. 2017 yılının bizim için iyi geçtiğini söyleyemiyoruz. 2016 yılının rakamlarına ancak ulaşabileceğiz gibi görünüyor. Halbuki bizim euro/dolar bazında her sene yaklaşık yüzde 20 büyüme oluşturmamız lazım. 2017 yılında bunu sağlayamayacağız gibi duruyor. 2018 yılında ise hedeflerimiz biraz daha büyük. 2017’ye göre daha iyi noktalara ulaşacağımızı öngörüyorum. Afrika tarafına odaklanıyoruz. Çünkü dünya ekonomik verilerine baktığımızda, Afrika ve Asya Pasifik bölgeleri en enteresan bölgeler olarak gözüküyoruz. Bir yere yatırım yapılacaksa, bu bölgelere yapılmalı.”

About The Author

Number of Entries : 37

Leave a Comment

© 2017 Tüm Hakları Saklıdır. Soğutma Firması

Scroll to top