Levent Aydın,
Sektörün ihracat rotasına fener tuttu.
Reviewed by Momizat on . Levent Aydın, sektörün ihracat rotasına fener tuttu. Hem Frigo Group'un hem de İSİB'in ihracat faaliyetlerine yönelik önemli açıklamalarda bulunan FrigoBlock Yö Levent Aydın, sektörün ihracat rotasına fener tuttu. Hem Frigo Group'un hem de İSİB'in ihracat faaliyetlerine yönelik önemli açıklamalarda bulunan FrigoBlock Yö Rating: 0
You Are Here: Home » Türkçe » Levent Aydın,
Sektörün ihracat rotasına fener tuttu.

Levent Aydın,
Sektörün ihracat rotasına fener tuttu.

Levent Aydın,

sektörün ihracat rotasına fener tuttu.

Hem Frigo Group’un hem de İSİB’in ihracat faaliyetlerine yönelik önemli açıklamalarda bulunan FrigoBlock Yönetim Kurulu Üyesi Levent Aydın, iklimlendirme sektörünün ihracat rotasına fener tuttu. İSİB’in ihracata yönelik faaliyetlerine katılım sağlamanın firmalara sağlayacağı katkılara dikkat çeken Levent Aydın, 2-5 Ekim’de düzenlenen 14.ISK-SODEX Fuarı’nın yeni hedefini ise firmaların ihracat hacmini artırmak olarak değerlendirdi.

2019 yılının üçüncü çeyreğini değerlendirmenizi istesek neler söylersiniz? Mevcut durumdan Frigo Group nasıl etkilendi?

Geçtiğimiz yıl başlayan ekonomik sarsıntılardan tüm sektörler gibi biz de etkilendik. İklimlendirme sektörü ihracat potansiyeli yüksek bir sektör. Ancak yüzde 40’lık bir ihracat kapasitesi varken, yüzde 60’lık da bir iç pazar kapasitesi var. Durum böyle olunca, yurtiçi pazardaki daralmalar ve ekonomik problemler iklimlendirme sektörü oyuncularını da etkiliyor. Biz iklimlendirme sektörü olarak daha önceleri yüzde 15-16 seviyelerine çıkan ihracat artış ivmeleri yakalamıştık ama son dönemlerde yüzde 2-3’lere düşmüş durumda olduğunu görüyoruz. Buna rağmen birçok sektöre göre daha pozitif olduğumuzu söyleyebiliriz. Fakat eski ivmelerin de gerisindeyiz. Yurtdışı tarafı biraz daha olumlu gidiyor. Ancak yurtiçi tarafın negatifliği, yurtdışı tarafındaki pozitifliği de götürüyor.
Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki imajı ve diğer ülkelerle olan ilişkilerimiz de çok önemli. Bu konularda da son zamanlarda aldığımız zedelenmeler var. Bunların hepsi maalesef sektörü etkiliyor. FrigoBlock bizim üretim firmamızdır, Frigo Mekanik ise taahhüt yapan mühendislik firmamızdır. Biz endüstriyel soğutma tarafında hem üretim hem de uygulama yapan bir grubuz. Her ikisi içinde bir değerlendirme yapmam gerekirse; şu anda yurtiçindeki açığımızı yurtdışında yeni pazarlar elde ederek kapatmaya çalışıyoruz. Zaten tüm firmaların izlemesi gereken ilk strateji de budur. Bir pazarda daralma olduğu zaman, başka pazarlarda güçlenerek ilerlememiz lazım.

Büyük ve kurumsal firmalar ihracat konusunda daha hızlı yol alırken, küçük ve orta ölçekli firmalar ihracat alt yapısını nasıl oluşturacakları veya ihracata nasıl başlayacakları gibi konularda soru işaretlerine sahip olabiliyor.
Sizce ihracat yapabilmek, ihracat kapasitesini artırarak şirketin karlılığına katkı sağlayabilmek için izlenmesi gereken yol haritası nasıl olmalı?

Biz Türk toplumu olarak göçebe bir geçmişe sahibiz. Göçebe toplumlar, çadırlarını alıp yaz zamanı dağın yüksek yerlerine, kış zamanı da dağın alçak yerlerine yerleşirler. Planları mevsimliktir. Hiçbir zaman 6 yıl sonrasını veya 1 yıl sonrasını düşünmezler. Sadece o günü ve mevsimi nasıl geçireceklerine bakarlar. Bizim kültürümüzde de bu zihniyet var. Bu kültürden gelen bir ülkenin vatandaşları olarak bizim 3 sene, 5 sene, 10 sene sonrasını düşünmememiz gayet normal. Türkiye’ deki şirketlerde, önemli kurum ve kuruluşların başındaki kişilerde maalesef uzun dönemli planlama yapmıyor. İhracat ise çok uzun soluklu bir çalışmadır. Bugün ihracat yapmaya karar verip, yarın ihracat yapmayı bekleyemezsiniz. Yaptığınız çalışmaların ve hamlelerin sonuçlarını 1 yıl sonra da alabilirsiniz, 10 yıl sonra da alabilirsiniz. “1 yılı geçkin bir süredir ülkede ekonomik problemler var, ticaret miktarı azaldı. Bu sebeple biz de ihracat yapmaya başlayalım” dediğiniz zaman, 5 sene sonra ihracat yapabilecekmişsiniz gibi bir planlama yapmanız gerekiyor. Biz önce 1994 yılında, ardından da 1998 yılında ülke olarak ciddi bir kriz yaşadık. O dönemlerde komşu ülkelere çok küçük miktarlarda ihracat yapıyorduk. 1998 krizinden sonra önümüzde öyle bir bomba patladı ki; çaresiz kaldık ve devam edebilmek için ihracat hacmimizi artırma kararı aldık. Sonrasında da ihracat hamlesi yapabileceğimiz bir harita çizdik. Öncelikli olarak şirketin dokümantasyonunu ve personel yapısını değiştirerek ilk adımımızı attık. Uluslararası sertifikasyonlarla devam ettik. Çünkü yurt dışına ürün gönderecekseniz, muhakkak o ülkenin standartlarına uymak zorundasınız. Bugün ufak tefek ihracat yapan firmalar da buna benzer bir yol izlemek zorunda. Tüm departmanlarda İngilizce bilen personelleriniz yoksa hareket etme imkanınız olamaz. Dolayısıyla gelenekselci yapıyı bir kenara bırakarak yeniliğe odaklanmamız lazım.
Uluslararası bir pazarlama stratejisi belirlenmeli. Web sayfanızda İngilizce’nin yanında hedef pazarlarınızın kullandığı dil seçeneklerinin de olması gerekir. Bunun haricinde uluslararası fuarlar ve firma ziyaretleri gibi yurt dışına yönelik aksiyonlar almalısınız. Bunların hepsinin tamamlanması ise bir süreç gerektiriyor. Biz 2000’li yılların başında İSO belgelerimizi aldık, CE etiketi kullanmaya başladık, alt yapımızı değiştirdik, dokümantasyonumuzu değiştirdik ve İngiltere’ye ihracat yapmaya başladık. İngiltere’ye ilk ihracatımızı yaptığımızda, biz bile kendimize inanamadık. Çünkü bizim için hayal gibiydi. Bu bizim vizyonumuzu ve motivasyonumuzu artırdı. Şu anda ise 75’in üzerinde ülkeye ihracat yapıyoruz.

Çok fazla ülkeye ihracat yapmanın Frigo Group’a sağladığı avantajlar neler?

İhracat tarafında da belirsizlikler var. Örneğin; Irak’a ihracat yapıyorsunuz. Bir anda yönetim değişikliği oluyor. Kurallar değişiyor veya ekonomik dengeler değişiyor. O pazarın zayıfladığını görüyorsunuz. Bu sebeple ihracat yaparken 3-5 ülkeye bağlanmamak gerekiyor. Çünkü mevcut koşullar değiştiğinde, alternatifiniz ne kadar fazlaysa avantajınız da o kadar fazla oluyor. Çok ülkede ve çok fazla coğrafya da olmanız, hareket alanınızı da genişletiyor. Irak’la başlayıp Suriye ile devam eden Orta Doğu krizinde bunu yaşadık. Eskiden Suriye, Türkiye için çok önemli bir pazardı. Dolayısıyla belli bir bölgeyi hedeflediğinizde, yanıla biliyorsunuz. Çünkü faaliyet gösterdiğiniz bir pazarda meydana gelen bir daralmanın ardından başka pazarlarda harekete geçmek yine 3-5 sene alıyor. Benim önerim; birbirini etkilemeyecek farklı coğrafyalarda çalışmak.

İSİB’in yönetim kurulunda da olan bir isim olarak, hem İSİB’in genel yapışı ve amacından hem de bugüne kadar İSİB tarafından ihracat alanında yapılan faaliyetlerden bahseder misiniz?

İSİB; bundan 8 sene önce kurulmuş, Ekonomi Bakanlığı’na bağlı yarı resmi bir kuruluştur. İhracatçı birliklerinin görevi; kendi sektöründeki firmaların ihracat aktivitelerini artırmak için faaliyetlerde bulunmaktır. İSİB üyelerinin ihracatı ne kadar artarsa, yönetim kurulu olarak bizim başarımız da o kadar yükseliyor. İhracat kapasitesini artırmayı dar bir alanda düşünmemek gerekiyor. Çünkü burada lobi faaliyetleri, karşılıklı görüşmeler, Türkiye’ de yapılan fuarlar çok önem kazanıyor. Örneğin; tüm dünyaya açık global bir fuar olması nedeniyle ISK-SODEX‘in çok önemli bir fuar olduğunu ve yerli üreticilerin ihracatını arttırabilmek için önemli bir fırsat olduğunu söyleyebilirim. Buna ek olarak, yurt dışındaki B2B görüşmeler, fuar organizasyonları, eğitim ve ticari alım heyeti faaliyetleri de fazlasıyla önem taşıyor. Bu faaliyetlerin tamamıyla iklimlendirme sektörünün ihracatını geliştirmeyi amaçlıyoruz. Kurulduğumuz yıl 100’ler civarında olan üye sayımız, şu anda 1.200 civarında. 4,5 milyar dolar civarında da ihracatımız var.

Ben 2019’un sonunda 5 milyar doları geçeceğimizi ümit ediyorum. İSİB’e ait olan gümrük tarife istatistik pozisyonları var. Bu pozisyonlara uygun ihracat yapan firmaların ihracatlarından küçük bir rakam Ekonomi Bakanlığı’na, TİM’e ve sektördeki ihracatçı birliğine ulaşıyor. Özetle; bizim ekonomik kaynağımız tamamen sektörümüzden geliyor. Dolayısıyla biz, ihracatçı firmalarımızdan aldığımız gücü, yine onların ihracatlarını geliştirmeye yönelik faaliyetlere yönlendiriyoruz.

Bugüne kadar dünyanın birçok ülkesine aktiviteler düzenleyerek ihracatçı firmalarımızla potansiyel müşterileri biraraya getirdik. B2B görüşmeler yapılıyor, ticari alım heyetleri düzenleniyor. Ayrıca global ve bölgesel fuarlara milli katılımlar gerçekleştiriyoruz. Katıldığımız yurt dışı fuarlarda Türk firmalarının gücünü artırabilmek için reklam ve tanıtım kampanyaları hazırlıyoruz. Yabancı iş adamlarını Türkiye’ye getiriyoruz. ISK-SODEX’e bu sene de yurt dışından ciddi miktarda potansiyel alıcılar Türkiye’ye gelecek.

ASHRAE‘nin bazı organizasyonlarına gidiyoruz ve finansal destekler sağlıyoruz. Biz bunu tamamen işin ticari tarafı için yapıyoruz. Çünkü dünyadaki ASHRAE üyelerinin çoğu projeci, danışman, mekanik taahhütçü ya da uygulama firmaları, yani aslında bizim potansiyel alıcılarımız. Dolayısıyla dünyanın birçok yerindeki ASHRAE organizasyonlarına ve toplantılarına katılım sağlayarak Türkiye iklimlendirme sektörünü tanıtıyoruz ve sektörümüz için lobi faaliyetleri gerçekleştiriyoruz.

Düzenlediğiniz aktivitelerin sonuçlarını gözlemleyebilmek de çok önemli. Biz ISIB olarak, geçtiğimiz yıl ekim ayında Tanzanya’ da eğitim ve B2B faaliyetli gerçekleştirdik. Bu faaliyetimiz esnasında 1000’e yakın ticari görüşme oldu, 273 firma birebir görüşme yapmak için geldi. Dönüşümüzün ardından Türkiye’ den Tanzanya’ya yapılan ihracat rakamlarına baktık. 2018 yılının Ocak-Mayıs döneminde Türkiye’ den Tanzanya’ya yapılan sektörümüz ile alakalı olan ihracat miktarı 45 milyon dolardı. Biz bu aktiviteyi ekim ayında gerçekleştirdikten sonra 2019 yılı Ocak-Mayıs döneminde ise rakamın 115 milyon dolara yükseldiğini gördük. Yani 1 yıl içerisinde Tanzanya’ya yaptığımız ihracat miktarı ciddi miktarda yükseldi. Bu artışın sadece bizim gerçekleştirdiğimiz aktiviteden dolayı oluştuğunu söylemek mümkün değil Çünkü o kadar detayına inemiyorsunuz. Ancak bizim düzenlediğimiz organizasyonun önemli bir katkısı olduğu açık. Tüm sektöre mesajım; İSİB’ten gelen duyuruları takip etmeleri, doğru adres ve doğru kişiye ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmeleri ve ilgilerini çeken ülkelere düzenlenen organizasyonlara katılmalarıdır.

 

Yurtdışı organizasyonlarına katılımın şartları ve gereklilikleri nedir? Oradaki süreç nasıl işliyor?

Bir ülkeye B2B görüşmeye gitmeden önce bizim 2 türlü girdi almamız gerekiyor. Bunlardan birincisi; üyelerimizden aldığımız talepler. Üyelerimizin ağırlıklı olarak gitmek istediği ülkenin neresi olduğunu tespit etmemiz için aldığımız bildirimler çok önemli. İkincisi ise yönetim kurulu olarak bizim belirlediğimiz pazarlar. Diyelim ki; biz Kolombiya’ya gitmeye karar verdik. Bunun duyurusu, tüm üyelerimize belli bir süre öncesinde yapılıyor ve talep toplanıyor. Tüm üyelerimize hangi tarihte gideceğimizi, hangi konularda görüşmeler yapacağımızı ve programın nasıl ilerleyeceğini duyuruyoruz. Ekonomi Bakanlığı’na da bu programa ilişkin başvurular yapıyoruz. Çünkü onlardan onay almadan ilerleyemiyoruz. Bazı aktivitelerde devletten aldığımız teşvikleri, bazılarında da kendi kaynaklarımızı kullanıyoruz. Genel olarak küçük bir miktarı da üyelerimizden alıyoruz. Bu da bazı aktivitelerde gidiş-dönüş bir uçak bileti ücretini geçmiyor.
Örneğin; Gana’ya gittiğimizde üyelerimizden firma başına 740 dolar ücret talep ettik. Şu anda Gana’ya gidiş-dönüş uçak bileti alsanız, o bile 740 dolardan fazla tutuyor. Biz ise sadece bu ücret karşılığında orada 3-4 gün konakladık, gala yemeği düzenledik, gitmeden önce PR tanıtımlarımızı yaptık ve potansiyel alıcılarla ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Bunun tüm firmalar için önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Bölgesel ve sektöre ihracatçı birliklerinin farklılıklarından, firmalara sağladığı katkı ve avantajlardan da kısaca söz eder misiniz?

 

Bölgesel ihracatçı birlikleri, sadece o bölgedeki firmaları üyeleri arasına ekliyor. Sektöre! ihracatçı birlikleri ise o sektördeki tüm firmalarla ilgili faaliyetler yürütüyor. Bu da ciddi bir avantaj diye düşünüyorum. Bölgesel birliklerde, hububatçı bir firma da var, çimentocu bir firma da var, seramikçi bir firma da var. Bölgesel İhracatçı Birliğinin Tüm bu sektörler için ayrı ayrı faaliyetler düzenlenmesi ise çok zor. Muhakkak hepsinin çok başarılı çalışmaları var ama sektöre! ihracatçı birliklerinin sektörü için daha aktif çalışmalar gerçekleştirebildiği ve üyelerine daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla ülkemizde iklimlendirme alanında faaliyet gösteren tüm firmaların İSİB’e üye olmalarının kendilerinin avantajına olduğu kanaatindeyim.

İSİB’e üye olmanın koşul ve gerekliliklerinden de biraz bahseder misiniz? Üye olduktan sonraki süreç nasıl devam ediyor?  Organizasyon nasıl yürüyor?

Küçük miktarda bir üyelik ücreti yatırarak üye olabiliyorlar. Üyelik için başka bir gereklilik veya aranan ekstra bir koşul yok. Bir firmanın hangi ihracatçı birliğine üye olacağını genellikle gümrükçüler belirler. Firma da yıllar boyu, o birliğe neden üye olduğunu çok sorgulamadan üyeliğine devam eder. Ancak son yıllarda İSİB, biraz daha öne çıktı. Hem bütçeler hem de aktiviteler arttı. Öncelikle firmaları kendi sektörlerinin ihracatçı birliğine üye olmaları konusunda bilgilendirmek lazım. Çünkü kendi sektörüyle ilgili tüm bilgiler, duyurular veya bakanlık talepleri sektöre! ihracatçı birlikleri tarafından verilir. İhracatı artırma yolunda gündemimizde ne varsa, şu anki üyelerimizin tamamıyla paylaşıyoruz. Her hangi bir sektör firmasının İSİB’e üye bulunmaması bu bilgi ve iletişim ağından yararlanmasını önlüyor. İkinci olarak ticari alım heyetlerine, yurt dışı ziyaretlere ve B2B görüşmelere katılamıyorlar. Bu faaliyetlerden de yararlanamamış oluyorlar.

Çok fazla ülkeye ziyarette bulunmuş biri olarak, Türkiye’nin yurt dışındaki kredibilitesini ve imajını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunu puanlamak çok mümkün değil. Ancak son yıllarda önemli ölçüde puan kaybettiğimizi söyleyebilirim. Bu durum bizim için bir dezavantaj. Ancak biz, bu dezavantaja bağlı kalarak durmuyoruz. Hem ihracatçı birlikleri hem de firmalar olarak aktivitelerimizi artırırsak, bu dezavantajı avantaja dönüştürebiliriz. Önümüze bakmak zorundayız. Değiştirebileceğimiz şeylerle ilgili elimizden geleni yapabiliriz ama değiştiremeyeceğimiz konularla ilgili bir şey yapamayız.

2019 ISK-SODEX’te de Türkiye’ye birçok ülkeden yabancı satın alımcıların geleceğini söylediniz. Sizce bu yıl katılımcılar ve ziyaretçiler açısından nasıl bir fuar olacak?

Bilindiği gibi bir önceki yıl ISK-SODEX‘in hem yapıldığı alan hem de tarihi değişmişti. Almanya’da düzenlenen iklimlendirme sektörünün en önemli fuarlarından biri olan Chillventa Fuarı ile ISK-SODEX fuarı aynı çift sayılı yıllarda yapılıyordu ve tek sayılı yıllarda ise fuar yapılmıyordu. ISK-SODEX’in yeni tarihleri planlanırken, buna da dikkat edildi. Şu anda bir yıl ISK-SODEX diğer yıl Chillventa düzenleniyor. Böylelikle firmalar her iki fuara da daha homojen bir yapıda bütçe ayırabilir hale geldi. Buna ek olarak, yabancı ziyaretçiler açısından her iki fuara da daha fazla talep oluşmasında sektörümüz için bir avantaj oluşturdu koydu.

Ben sadece kendi sektörümüzle alakalı değil, kendi ürünlerimizle bağlantılı diğer fuarları da takip ediyorum. Görüyorum ki; birçok fuar, salon ve ziyaretçi sayısı azalarak her yıl biraz daha küçülüyor. ISK-SODEX’te ise bu yıl tamamen dolu bir fuar geçireceğiz. Ayrıca İSİB başta olmak üzere sektöre! dernek ve vakıfların hemen hemen hepsi ISK-SODEX’in başarısını artırmak için çalışıyor. ISK-SODEX Fuarı, öyle bir hal aldı ki; artık yerel ölçeğin çok dışına çıktı. Dünyadaki diğer iklimlendirme fuarlarına baktığınızda; 2 yılda bir düzenlenen Chillventa ve her yıl düzenlenen China Refrigeration fuarları ile birlikte ISK-SODEX fuarı dünyanın her yöresindeki alıcılara hitap eden global fuarları oluşturmaktadır. Özetle; Türkiye, Almanya ve Çin olarak tüm dünyadaki potansiyel satın alımcılara hitap ediyoruz. ISK-SODEX’in birincil hedefinin ise Türkiye’ deki firmaların ihracat hacmini artırmak olacağını söyleyebiliriz.

About The Author

Number of Entries : 123

Leave a Comment

© 2017 Tüm Hakları Saklıdır. Soğutma Firması

Scroll to top