Endüstriyel soğutma alanında kendimizi ülkemizde lider konumda görüyorum Reviewed by Momizat on . 1991 yılında FRİGO GROUP kurucu ortakları arasına katılan, çalışma hayatı boyunca yurtiçi ve yurtdışındaki endüstriyel soğutma projelerinde taahhüt ve proje yön 1991 yılında FRİGO GROUP kurucu ortakları arasına katılan, çalışma hayatı boyunca yurtiçi ve yurtdışındaki endüstriyel soğutma projelerinde taahhüt ve proje yön Rating: 0
You Are Here: Home » Soğutma Sistemleri » Endüstriyel soğutma alanında kendimizi ülkemizde lider konumda görüyorum

Endüstriyel soğutma alanında kendimizi ülkemizde lider konumda görüyorum

levent-aydin

1991 yılında FRİGO GROUP kurucu ortakları arasına katılan, çalışma hayatı boyunca yurtiçi ve yurtdışındaki endüstriyel soğutma projelerinde taahhüt ve proje yöneticiliklerinde bulunan Levent Aydın, FRİGOBLOCK A.Ş. ve FRİGO MEKANİK A.Ş. firmalarında yürüttüğü yönetim kurulu üyeliği görevlerinin dışında, İSİB(İklimlendirme Sanayi
İhracatçılar Birliği) ve ISKAV (Isıtma Soğutma Eğitim ve Araştırma Vakfı)’nda Yönetim Kurulu Üyeliği, ISISO Sanayi Sitesi ve İSKİD (İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği)’nde Denetim Kurulu üyeliği görevlerinin sahibi. İklimlendirme ve endüstriyel soğutma sektörlerinin nasıl bir süreçten geçtiği, ihracat potansiyeli, enerji verimliliği, geri dönüşüm, soğutma sistemlerinde tasarım ve Ar-Ge, soğutma gruplarındaki kalite ve standartlar, dünya pazarındaki güvenilirliğimiz ile sebze ve meyvelerin muhafaza edilmesi gibi konulardaki sorularımızı yanıtlandıran Levent Aydın, Türkiye’de standart dışı ve ileri mühendislik gerektiren birçok projede Frigo Group imzası bulunduğunu belirterek, “Endüstriyel soğutma alanında kendimizi ülkemizde lider konumda görüyorum” dedi.

Sizce sektör 25 yılda nasıl bir aşama kaydetti?
İklimlendirme sektörü Türkiye’deki diğer bir çok sektöre göre son derece iyi bir pozisyonda. Avrupa’daki iklimlendirme üretiminin yaklaşık yüzde 13’ü Türkiye’de üretiliyor ve Avrupa’ya gönderiliyor. Bu durum Türkiye’nin, Avrupa’nın iklimlendirme ürünleri konusunda yavaş yavaş bir üretim merkezi konumuna geldiğini ve bu konumda da ilerlediğini gösteriyor. Avrupa ülkelerindeki başarımızda, global ölçekte faaliyet gösteren dünya devi firmaların Türkiye’de firma satın alması ya da yeni yatırımlar yapmalarının katkısı büyük. Bu büyük firmalar Türkiye’yi bölgesel bir üretim üssü olarak kullanıyor ve Asya ülkelerine, Avrupa’ya ve Ortadoğu’ya ihracatını Türkiye üzerinden yapıyorlar. Bu durum hem Türkiye ekonomisi hem de sektörümüz için pozitif bir durum. Global firmaların bizlere de aşıladığı bir kültür ve bu kültürün öğrettiği birçok şey var. Bu durum sektörün büyümesine ve ihracattaki, başarımıza katkı sağlıyor. 2000’li yıllara kadar Türkiye’deki üretim, ihracat ve dünyaya açılma anlayışı çok zayıftı. 1998 krizini atlattıktan sonra Türkiye bir vizyon değişimi sürecine girdi. Bu vizyona göre yapılanması da değişti. Bu yapılanma, sektörel anlamda da dönüm noktası oldu diyebilirim.98 krizinin ardından Frigoblock’un satış bölümündeki arkadaşlarla bir toplantı yaptık ve dedik ki: ayakta kalabilmek için ihracat yapmalıyız. O zamana kadar kayda değer bir ihracat rakamına sahip değildik. İhracatçı bir şirket pozisyonuna gelebilmemiz için bir plan ve program oluşturduk. Raporlar geldi; arkadaşlarımız ihracat hedeflerini Azerbaycan, İran ve Ortadoğu olarak belirlemişlerdi. Bende ‘Siz İngiltere’ye Almanya’ya ihracat yapmayı hedefleyin’ ve stratejilerinizi buna göre belirleyin dedim. Hedeflerimizi yüksek tutmalıyız. Eğer biz, İngiltere’ye ihracat yapabilirsek, bütün dünyaya ihracat yapabiliriz diye ifade etmiştim. Samimiyetle itiraf etmeliyim ki; bunu söylerken başarabileceğimizi hiç düşünmedim. Sadece satış bölümündeki arkadaşların vizyonunu daha geniş tutmaya çalıştım. Yapılan program çerçevesinde CE kalite belgesi ve ISO 9001 çalışmaları nı başlattık. Uluslararası fuarlara gitmeye başladık. Belki 3-5 ay geçmeden İngiltere’ye ilk ihracatımızı yaptık. O dönemden sonra birçok sektör firmamız ihracata yöneldi. Firmaların ihracata yönelmesi hem Türkiye’de hem de bütün dünyada rekabet politikalarımızı değiştirdi. Siz yüzünüzü dünyaya döndüğünüzde, standartlar da değişiyor. Kazandığınız tecrübe ile daha kaliteli işler yapmaya başlıyorsunuz. 2000’li yılların başında iklimlendirme sektörünün ihracatı 200 milyon dolar civarındaydı, şu anda 4 milyar dolar seviyesinde. Arada 20 kat bir büyüme var. Bu da bu kabuk değiştirmenin devamındaki süreçte başarılı olunduğunun bir kanıtı
diye düşünüyorum.

levent-aydin2

– İhracatın en fazla yapıldığı sektörlerin başında sizin de belirttiğiniz gibi iklimlendirme sektörü geliyor. Bu yılın ve önümüzdeki yılların ihracat potansiyeli hakkındaki öngörüleriniz neler? 
İklimlendirme sektörünün ihracat hacmi son 1 yılda maalesef geriye doğru bir hareketlenme yaşadı. Bunun sebebi sadece sektör oyuncularının performansı değil. Özellikle dolar ve euro arasındaki parite farkı, bu konuda çok etkili oldu. Çünkü tüm dünyada istatistikler dolara göre belirlenir. Örneğin; iki sene önce ile şu anda Euro olarak aynı miktarda
ihracat yapan bir firmanın ihracat rakamı USD olarak yüzde 10-15 arası azalmış şekilde gözüküyor. şu anda 4 milyar dolar seviyesinde, oturmuş bir sektör ihracatımız var. Ülkemizin 2023 hedeflerinde ihracat tüm sektörler ihracat tutarı 500 milyar dolar, iklimlendirme sektörünün bu rakam içerisinden
alacağı pay da 20 milyar dolar olarak belirlenmişti. Şu anda 2023 hedeflerinin revize edilme ihtiyacının ortaya çıktığını düşünüyorum. Biz de bu doğrultuda, iklimlendirme sektörünün hedeflerini revize etmeliyiz. Bu revize sonucu; 20 milyar dolardan biraz daha geriye gidebiliriz ancak temel olarak şunu söylemek lazım: şu anki mevcut durumu 2023’e kadar 3-4 kat artırmak gibi bir hedefimiz olmalı. 2011 Yılında bu hedefler belirlenirken dünyanın toplam ticaret hacminin her yıl yüzde 3-4 oranında büyüyeceği öngörülüyordu.
Dünya ihracatı içerisinde de Türkiye ihracatının aldığı pay da yüzde 0,8 civarında idi. 2023 Hedefleri saptanırken geçecek bu süre içinde hem dünya ihracatını büyüyeceği, hem de Türkiye’nin bu ihracattan alacağı payın yüzde 1,5’a yükseltilebileceği düşünüldü. Ortada bir pasta var; biz de bu pastadan aldığımız payı, bu süreç içerisinde artırabileceğimizi planladık. Ayrıca dünya ekonomisi de her sene büyüdüğü için pasta da büyüyordu. Fakat dünya ihracatı son 5 yılda büyümeyi bırakın, önemli ölçüde küçüldü. 2011 yılında ihracat hacmi 18,6 trilyon dolardı, 2015 yılında 16,8 trilyon dolara düştü. Biz, dünya ihracatından aldığımız payı bir miktar yükseltmemize rağmen şu anda hedeflerimizin gerisindeyiz.

– Frigo Grup’un sektördeki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Olmak istediğiniz yer ile olduğunuz yer arasındaki fark paralel mi?
Bizim Frigoblock adında bir üretim şirketimiz, Frigo Mekanik isminde de bir proje ve taahhüt şirketimiz var. Biri projelendirirken, diğeri üretiyor ve ortaya finalize edilmiş işler çıkıyor. İki firma için bir değerlendirmede bulunursam; endüstriyel soğutma alanında kendimizi ülkemizde lider konumda görüyorum. Ar-Ge yapımız, personel profilimiz ve gelişme periyodumuz anlamında kendimizi lider olarak kabul ediyorum. Çünkü Türkiye’de standart dışı olan ve ileri mühendislik gerektiren hemen hemen bütün projelerde bizim grubumuz var. Örnek vermek gerekirse; birkaç sene önce Kar-Park projesini yaptık. İstanbul’daki kapalı bir kayak merkeziydi ve çok ciddi bir mühendislik gerektiriyordu. Buz müzesi projemiz vardı. Ticari olarak devam ettiremediler, kapandı ancak o da bizim projemizdi. İstanbul’un ilk olimpik buz pisti bizim projemizdi. Baktığınız zaman, hem mühendislik hem de farklılık gerektiren büyük projelerin birçoğunda kendimizi görüyoruz. Şu anda -80 derece odalarda tıbbi malzemelerin muhafazasını içeren bir devlet ihalemiz var. Ona da bugünlerde olumlu cevap alacağımızı umut ediyorum. Bugün itibarıyla 60’da fazla ülkede bitmiş projelerimiz mevcut. Eskiden Türkiye, komşu ülkeler, Rusya, Ortadoğu ve Afrika’nın bir bölümü olarak sınırlarımızı belirlemiştik. Bu sınır şu anda 60 tan fazla ülkeye genişledi. Kendi firmamdaki ihracat konusundaki vizyonumu Yönetim Kurulu üyesi olduğum İSİB İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliğine üye olan tüm sektör paydaşları için de paylaşmaya çalışıyorum. Bundan 3 hafta önce, Avustralya’daki bir sektör fuarına İhracatçılar Birliği adına ziyaretçi olarak gittim. Türkiye’deki sektör firmalarımızı da bu pazara taşımayı düşünüyoruz. 2 kere Güney Afrika’ya gittik. Hindistan’da milli katılımlar yaptık. Daha önce Brezilya ve Endonezya’ya gitmiştik, bu sene de gideceğiz. Sektörü
daha geniş bir pazara taşımak için büyük çabalarımız devam ediyor.
Rakamlar değişken ve rakiplerimizin birebir rakamlarını bilmemiz mümkün değil. Dolayısıyla satış rakamları anlamında lider sıfatını kullanmak hiçbir firma için mümkün değil. Ancak bakış açısı ve vizyon anlamında biz kendi şirketlerimizi kendi sektörümüzde lider olarak görüyoruz. İklimlendirme sektörüiçerisinde soğutma tarafında faaliyet
gösterdiğimizin altını özellikle çizmek istiyorum. Türkiye’de ısıtma, pompa, vana, havalandırma, izolasyon ve klima tarafında birçok dev firma var. Liderlik tanımımı kendi konumuz bulunan endüstriyel soğutma için ifade ediyorum.

adadad

– Gıda sektöründe dondurulmuş ürün tüketiminin artması, soğutucu gruplarında da yeni teknolojilerin pazara sunulmasına zemin hazırlıyor. Frigoblock’un gıda sektörüne sağladığı artılar ve diğer firmalardan farklı olduğu taraflar size göre neler?
Endüstriyel soğutma konusunda faaliyet gösteren firmaların yüzde 75-80’inin ana alanı; gıda sektörü. Türkiye’de donmuş gıda tarafı gelişiyor ancak sebze ve meyvelerin
taze tutulması tarafı da gelişiyor. Nüfus artıyor ve beslenme alışkanlıkları çeşitleniyor. İnsanların yapısı ve ihtiyaçları değişiyor. Türkiye’de bu doğrultuda, soğuk depoculuk ve soğuk muhafaza sektörü gelişiyor. Bilinç arttıkça, enerji açısından daha verimli ve çevreye duyarlı ürünlere olan talep artıyor. Bunu hem donmuş gıda hem de taze ürün muhafazası için değerlendirebiliriz. Biz de sektörün ve dünyanın taleplerine göre ürün çeşitliliğimizi artırıyoruz. Dünyada şu anda iki temel eğilim var. Birincisi enerji tasarrufu, ikincisi ise çevre dostu ürünler. Biz de bu iki temel doğrultuda çalışmalarımıza devam ediyoruz. SODEX Fuarı’nda sergilediğimiz bir ürünümüz
vardı: Kaskat soğutma sistemi. Bu ürünler Enerji tasarrufu ve doğaya saygı açısından önemli avantajlar sunmaktadır. Kaskat soğutma sistemleri dünyada olduğu gibi ülkemizde de gelişiyor. Türkiye’de bunun öncülüğünü yapan firmaların başında da biz geliyoruz. Şu anda devam eden iki büyük projemiz var: biri Erzincan Et Balık Kurumu, diğeri de Manisa’da unlu mamuller üreten bir Belçika firmasının yatırımı. Her ikisini de Kaskat sistem olarak yapıyoruz.. . Karbondioksid Kaskat sistemler çevreye zarar vermediği gibi enerji tasarrufu açısından da önemli avantajlar sunuyor. Kaskat sistem soğutma konusunun hem taze ürünlerde hem de dondurulmuş ürünlerde gelecekte Türkiye’de daha da yaygınlaşacağını düşünüyorum.

– Yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’deki toplam enerjinin yüzde 75’i iklimlendirme sektörü tarafından tüketildiği biliniyor. Siz bu tüketimi azaltmak konusunda ne tür önlemler alıyorsunuz?
Öncelikle bu çok dikkat çekici bir rakam. Çünkü iklimlendirme hayatımızın her yerinde var. Dolayısıyla çıkan sonuç bu. Sektördeki en büyük alanı klima ve havalandırma tarafı oluşturuyor. Endüstriyel soğutma ise ağırlıklı olarak bir ürünün ya da maddenin soğutulmasıyla ilgili. İnsan faktörü bizim dışımızda. Ancak klima ve havalandırma yaşamın her alanında
var. Dolayısıyla sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada çok daha büyük bir sektör. Türkiye’de de bu alanda çok ciddi oyuncular var. Oyuncular ne kadar global ve kurumsal olursa, bu konudaki standartlar daha fazla yerine oturuyor. Bu sebeple klima ve havalandırma tarafında ciddi şekilde sınıflandırmalar oluşmuş durumda. Ancak bunu soğutma tarafı için maalesef söyleyemeyeceğim. Soğutmanın daha küçük bir pazarı var. Bizim gibi yerli ve orta ölçekli firmalar ağırlıklı olarak piyasayı yönetiyor. Maalesef ciddi bir oranda da merdiven altı üretim var. Bu durumda belirli normları oluşturmakta zorlanıyorsunuz. Bununla ilgili sivil toplum kuruluşları içinde yaptığımız çalışmalarımız devam ediyor ancak sonuçlanması zaman alacak gibi
görünüyor.

– Soğutma sistemlerindeki tasarım ve Ar-Ge çalışmaları ile neler söylemek istersiniz?
Sizce bu alanda nasıl bir konumdayız? Bu çok zor bir konu. İSİB’in çalıştayından kısa bir süre sonra TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi), Antalya’da bir toplantı düzenledi. Program içinde farklı konularda sunumlar da vardı. Oradaki değerli bir hocamın sunumundan bir bölümü sizinle paylaşmak istiyorum. “Son 10 yılda Türkiye’de 40 milyon kişi yaşam yerini değiştirdi. Birinci ligteki bir futbol takımında son 27 sene içerisinde 26 koç değişti. Türkiye’de son 10 yıl içinde bürokraside sayısız görev değişiklikleri yaşandı. Bu rakamlar bize gösteriyor ki: biz Türk milleti olarak yerleşik değil, hala göçebe bir toplumuz. Göçebe toplumlarda da bundan 10-20 sene sonrası için plan yapmak çok zordur. Göçebe toplumlar en fazla 1 hafta sonra ne yapacağını düşünür, hiçbir zaman uzun dönem geleceğini planlamaz”. Bu örnekten yola çıkarak tasarım ve Ar-Ge konusu da bakarsak Türk firmaları olarak bizim tasarım ve Ar-Ge konusunda da uzun çalışma dönemlerini kapsayan uzun soluklu planlamalar yapamadığımızı söyleyebiliriz.Şu anda bir Ar-Ge çalışmasına başlasanız; 2 sene sonra çalışmanın tamamlanacağını ve o ürünün pazara çıkacağını hesaplamak zorundasınız. Ar-Ge’ye yapılan yatırım ve Ar-Ge’ye devletin verdiği teşvikler konusunda tabii ki 10 sene öncesi ile şimdi arasında ciddi farklar var. Muhakkak ki önemli gelişmeler yaşanıyor ama Ar-Ge ve ürün tasarımı konusunda çok yola ihtiyacımız var. Dünyanın gelişmiş ülkeleri bu konudaki gelişmeleri sağlıyor, takip ediyor ve uyguluyorken bizim gelişmeleri ne kadar arkadan takip edebildiğimizi de görüyoruz. Kendi şirketimiz tarafına baktığımızda, aynı durumu bizde de
görüyorum. Bizim yıllardan beri Ar- Ge ekibimiz mevcut. Bu ekip, yeni ürün tasarımları ve enerji verimliliği konusunda çalışmalar yapıyor. Ancak bu konuda bizim de sektörün de daha çok meksiği olduğunu düşünüyorum. Tabii ki birkaç büyük firmayı bunun dışında bırakıyorum. Sektörümüzde Ar-Ge’yi ayrı bir şirket haline getiren firmalarımız da var. Bunlar hem sektörümüz, hem de ülkemiz açısından göğsümüzü kabartıyorlar.Devletimizin mevcut olan ciddi teşvikleri var. Bu teşviklerin artarak devamı, özellikle küçük ve orta ölçekli firmaların da Ar-Ge faaliyetlerini
geliştirmesine sebep olacaktır.

asdasgdfhgfdhg
– Dünyadaki büyük soğutma gruplarını Türkiye’dekiler ile kıyasladığınızda, Türkiye’nin konumunu ile kalite ve standartları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Soğutmanın en önemli parçası kompresördür. Türkiye’de endüstriyel soğutma kompresörü üretilmiyor. Zaten Bu konuda tüm dünyada da bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar üretici var. Biz kompresörü yurt dışından ithal ediyoruz. Ancak kompresör dışındaki tüm soğutma ekipmanlarının üretimi konusunda Türkiye iyi bir merkez konumunda. Ciddi bir üretim ve mühendislik potansiyeli var. Kompresörü biz üretmiyoruz; dünyanın gelişmiş ülkelerinden alıyoruz ama diğer ürünlerde hem fiyat hem mühendislik çözümleri olarak yabancı rakiplerimizin önüne geçtiğimizi görüyoruz. Biz Türk milleti olarak çok cesaretli bir ülkeyiz. Risk alabilme kapasitemiz çok yüksek. Çok elastik bir yapıya sahibiz. Sorunlar karşısında çok hızlı çözüm üretip, reaksiyon gösterebiliyoruz. Bu özelliğimiz bize uluslar arası rekabette avantaj sağlıyor. Birçok uluslar arası endüstriyel soğutma projelerinde Türkiye firmaları batılı ülke menşeili rakiplerin önüne geçerek proje üstlenmekte ve başarı ile bu projeleri
tamamlamaktadırlar.

– Firmaların dünya pazarındaki güvenilirliği konusundaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Bu konunun rekabet açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak firmaların güvenilirliğini sağlayan da ülkelerin güvenilirliğidir. Türkiye’nin dünya üzerindeki güvenilirlik imajı o kadar önemli ki; ülkemizin ihracat performansını direk olarak etkilemektedir. Türkiye’nin tüm dünya ile dostluk ve barış ilişkileri çok önemli. Şu an birçok ülke ile siyasi problemler yaşamaktayız.
Mümkün oldukça çabuk bir zamanda bu problemleri aşıp, Türkiye’nin dünya nezdinde demokratik, şeffaf, hukuk devleti imajını güçlendirmeliyiz. Tabi ki ülkemiz içinde yaşanan terör belasından da bir an önce kurtulmamız hayati önem taşımaktadır. Bunları başarabilirsek, Türk firmalarının gücünü de ihracat aktivitelerimizide artırırız.

About The Author

Number of Entries : 116

Comments (1)

Leave a Comment

© 2017 Tüm Hakları Saklıdır. Soğutma Firması

Scroll to top